Akropol
Üç yanda yumuşak bir eğimle Akdağlara yükselen verimli topraklara bağlanan ve bir uçurumla biten batı kenarından Ksanthos Vadisi’ne bakan Kale’nin denizden yüksekliği 540 m’dir. Tepesinde bazı izler verse de, geçmişin Tlawa Bey Kalesi, Kanlı Ali Ağa’nın külliyesi altında hemen tümüyle kaybolmuştur. Kalenin doğuya bakan kaya duvarı içine mezarlar oyulmuştur ve aşağısındaki yamaçta lahitler bulunmaktadır. Derin vadiye inen kuzey kayalığı da kaya mezarlarına ayrılmıştır; bunlar arasında “Bellerophon Mezarı”, kendini bu tanrısal kahraman yerine koyan bir Tlos beyinin mezarıdır. Bey, sütunlu cephesiyle bir ante tapınağa öykünen bu mezarın önoda duvarında Pegasos üzerinde bir aslanla savaşırken betimlenmiştir. Kaya mezarlarının bugün dışı tamamen açık görünenlerin cephesi montajla bütünlenmiştir. Lykia genelinde olduğu gibi bunların tümü İÖ. 4. yy. içine tarihlenmektedir. Tlos Bey Kalesi, kaya mezarlarıyla Lykia’nın en görsel ve etkileyici kaya kalesidir.
Bu kale doğuda, belli ki Lykia Beylikler Dönemi dış suru yıkıldığında, bir Roma Çağı suruyla koruma altına alınmış; bu sur Geç Roma/Erken Doğu Roma zamanında yapı ve mezarlardan devşirme nitelikli malzemeyle yenilenmiştir.
Doğu Roma Dönemi'nde ise yerleşim akropolün güney yamaçlarında yoğunlaşmıştır.
|