TLOS (Dalawa, Tlawa)
Tlos Batı Lykia’nın Ksanthos Vadisi'nde bulunan kentlerindendir. Kragoslar’ın (Akdağlar) batı eteğinde, üç yanı sarp bir kaya-tepe üzerinde konumlanmıştır. Doğuda Patara kumsalına, batıda Kadyanda dağlarına bakmakta ve güneydoğusunda ise Pinara’yı görmektedir. Yapılan yüzey araştırmaları, egemenlik alanının başka hiçbir Lykia kentinde olmadığı kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığını göstermiştir. Doğasıyla etkileyici olan bu benzersiz coğrafya, Akdağlar’dan çıkan sayısız kaynakla Anadolu’nun en bereketli topraklarına ve gemi yapımı için paha biçilmez sedir ormanlarına sahiptir. Tlos bu ayrıcalıklı konumu sayesinde Lykia’nın en erken, en önemli ve en zengin kentlerinden biri olmuş; bu özel yerini, Lykia Birliği’nin üç oy hakkına sahip altı kentinden biri olarak da tarih boyunca korumuştur.
Hellen mitoslarına göre adı, Tremiles ile Praksidike’nin her biri önemli bir kente adını veren dört oğlundan biri olan Tloos’dan gelmektedir. Pinaros, Ksanthos ve Kragos da onun kardeşleridir. Gerçekte ise ne kent adının, ne de kuruluşunun Hellenler’le hiçbir ilişkisi yoktur. Tlos adı, Likçe Tlawa’dan uyarlamadır. Tlawa ise İÖ. 15. yüzyıl sonlarını kapsayan I. Tuthaliya zamanında “Dalawa” olarak geçmektedir. Aynı zamanda Likya ülsesinin adı da bu metinlerde Dalawa olarak geçer. Bu da ancak, kentin Hititlerin gözünde Lykia ülkesiyle eşdeğer ve çok özel bir önem taşıdığıyla ilişkilendirilebilir. Kent, Roma İmparatorluk Dönemi’nde bile hala “Lykia ulusunun parlayan metropolisi” olarak övgü almıştır.
Son araştırmalarla Tlos egemenlik alanı içinde iki yerde, kuzeydoğusunda Arsa’da ve güneybatısında Girmeler’de saptanan iki mağara yerleşimi, yörenin tarihini bilinenden binyıllar öncesine çekmiştir. Girmeler’de bulunan İÖ. 5000 yıllarına tarihlenen seramikler form ve bezemeleriyle Burdur Gölü’nün özgün Hacılar ve Kuruçay eserlerine benzemektedir. Arsa’daki mağaranın dış duvarında gözlenen prehistorik kaya resimleri de yaklaşık aynı tarihe işaret etmektedir. Tlos’ta ele geçen tunçtan bir kama ve biri yassı, diğeri çift ağızlı iki balta ise, kentin şimdilik en geç Tunç Çağ’daki varlığının arkeolojik kanıtlarıdır.
Bu önemde bir kentin, tarih yapraklarında yerini gereğince almaması ilginçtir. Perslerin Atina’ya karşı İÖ. 469/68’de Eurymedon’da kaybettiği savaşın ardından Lykia ile birlikte Tlos’un da Atina denetimine girmiş olması beklenir. Ksanthos Yazıtlı Dikme’sinde Patara, Zagaba ve Tuminehi’nin Tlos’la birarada Ksanthos ve Limyra’ya karşı savaştığı yazılıdır. Bu iç savaşın nedeni olarak da Patara ve Tlos’un, vergi toplamak için Lykia’ya gelen ve Ksanthos’lu komutan Trbbenimi’ye yenilen Atinalı Melesander’e, Delos Birliği’ne üyeliklerinin gereği olarak, destek vermeleri gösterilmektedir. Lykia’da İÖ. 360-334 arası Karia egemenliği sürecinden bir başka yazıtta ise, daha önce Kaunos’a karşı yapılan bir savaşta kendisini destekledikleri için Satrap Piksodaros’un Ksanthos, Pinara ve Kadyanda ile birlikte Tlos’a da parasal destek verdiği anlatılmaktadır. İÖ. 5. ve 4. yüzyılda sikke basan kentin, görkemli kaya mezarlarıyla parlak bir Klasik Çağ yaşadığı anlaşılmaktadır.
İskender’in İÖ. 334’te Lykia’yı da Persler’den kurtarması ardından, tüm yöre gibi Tlos da İÖ. 4. yüzyıl sonu ya da 3. yüzyıl başlarında Ptolemaioslar’ın, İÖ. 197’de de kısa bir süre için Seleukoslar’ın eline geçmiştir. İÖ. 189/88 Apameia Barışı’yla Roma, Lykia’yı bağlaşığı Rhodos’un yönetimine vermiştir. Bağımsızlık için yapılan başkaldırılar sonrasında, İÖ. 168/67’de, Roma’dan alınan özerklikle Lykia Birliği kurulmuştur. İÖ. 100 yılı dolaylarında, birliğin üç oy hakkına sahip en büyük altı kentinden biri sayılması, tarih boyu hiç azalmayan öneminin bir gereğidir. Yazıtlardan kentin semtlere bölündüğü okunmaktadır. Bunlardan üçü Lykia’nın ünlü destansal kişiliklerinden Argos’tan gelme yiğit Bellerophon’un, kayınbabası Lykia Kralı Iobates’in ve kızı Laodameia ile Zeus’tan olma tanrısal torun Sarpedon’un adlarını taşımaktadır.
İS. 43’te İmparator Claudius tarafından bir eyalete dönüştürülen Lykia’nın başkent Patara’ya dikilen Yol Kılavuz Anıtı’nda, ülkenin yol ağının yedi yönden Tlos’a bağlandığı gözlemlenir; güneyde Ksanthos’tan, güneybatıda Pinara’dan, batıda Telmessos’tan, kuzeybatıda Kadyanda’dan, kuzeyde Araksa’dan, kuzeydoğuda Oinoanda’dan ve doğuda Choma’dan gelen yollar Tlos’da buluşmaktadır. Kentte İS. 1. yüzyıl sonlarında, kendi meclisine sahip bir Yahudi cemaatinin varlığı bilinmektedir. “Pax Romana” sürecinde kentte yaşanan zengin bayındırlık etkinlikleri çerçevesinde Rhodiapolis’li hayırsever Opramoas’ın İS. 141 büyük Lykia depremi ardından tiyatro yapımı ve hamam eksedraları için 60 000 denar; İS. 152’den sonra da, hamamlar için 30 000, agora için 50 000 denar bağışta bulunması ve genişletilen kent merkezinde gösterişli yeni devlet yapılarının inşası için bu desteğe Oinoanda’lı zengin Licinnius Longus’un da katılması önemlidir.
Hristiyanlık Dönemi’nde Tlos, Lykia’nın Myra Metropolitliği’ne bağlı piskoposluk merkezlerindendir; bu dinsel önem, İS. 12. yüzyıla kadar belgelidir. Lykia Genel Valisi Markeianos, İS. erken 5. yüzyılda Doğu Roma (Byzans) erken suru içine bir kapı yaptırır. Piskopos Andreas İS. 451’de Chalkedon Konzili’ne katılır ve İS. 458’de Myra Metropoliti’nin İmparator I. Leon’a yazdığı mektubu imzalar. İS. 7./8. yüzyıldan bir mühürde Ioannes, Tlos Piskoposu olarak yazılıdır. İS. 879 Konstantinopolis Konzili’ne katılanlardan Andreas, bir İS. 11. yüzyıl mühüründe de Theodoros Tlos’lu olarak geçmektedir. İS. 16. yüzyılda Döğer ve Makri’nin de (Fethiye) içinde bulunduğu kıyı iç kesiminden Rhodos’a tahıl gönderildiğinin kaydı vardır. Bugün Tlos Kalesi, Döğerli bir Geç Osmanlı Derebeyi’nin adıyla “Kanlı Ali Ağa Kalesi” olarak adlandırılır. 1838’de Ch. Fellows ve 1842’de T. A. B. Spratt, bu bey konağında ağırlanmışlardı. Tlos’da tarih, kalenin doğusundaki yamaca dağılmış Yaka Köyü’yle Cumhuriyet Türkiyesi’ne uzanmıştır.
|